bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden

bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
gölgem gibi demiyorum
çünkü hasret yanımdaydı zifiri karanlıkta da
ellerim ayaklarım gibi de değil
uykudayken yitirirsin elini ayağını
ben hasreti uykuda da yitirmiyordum
bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
açlıktı, susuzluktu demiyorum
sıcakta soğuğu, soğukta sıcağı aramak gibi de değil
giderilmesi imkânsız bir şey
ne sevinç ne keder
şehirlerle bulutlarla türkülerle de ilgisiz
içimdeydi dışımdaydı
bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
zaten elimde ne kaldı bu yolculuktan
hasretten gayrı

a

Bir zamanlar, bir narın tam ortasında yaşardım. Bir nar tanesinin içindeki çekirdek dedi ki: “Birgün ağaç olacağım ve rüzgar dallarımda şarkı söyleyecek, gün ışığı yapraklarımda dans edecek, mevsimler boyu güçlü ve güzel kalacağım”.

Ardından başka bir tanesi konuştu: “Senin kadar gençken, ben de öyle sanırdım. Ama artık boyumun ölçüsünü aldım, gördüm ki umutlar boşuna.”

Bir üçüncüsü dile geldi: “Bence içimizde öyle parlak gelecek vaat eden hiç bir şey yok.”

Dördüncüsü dedi ki: “Ama daha güzel bir gelecek yoksa hayat manasız bir şaka olur.”

Sonra beşinci: “Ne olacağımızı tartışmanın ne manası var? Ne olduğumuzu bilmiyoruz ki.”

Cevap altıncıdan geldi: “Ne olursak olalım, var olmaya devam edeceğiz.”

Yedinci konuştu: “Ne olacağımızı çok açık görebiliyorum. Ama sözlere dökemiyorum.”

Ardından sekizinci konuştu, sonra dokuzuncu, sonra onuncu, derken hepsi birden- sonra gürültüden hiç bir şey duyulmaz oldu.

O gün bir ayvanın ortasına taşındım, orada çok az çekirdek vardı, hem de suskundu hepsi.

Halil Cibran

Adın Sonbahar Yüzlü Bir Çocuk

güldükçe
gün
devrilir gözlerinin akşamına
gecedir, bir rüzgâr getirir ellerini
öperim.. kimseler görmez

dallar ıslaktır ay ışığında

adın sonbahar yüzlü bir çocuk
ömrümün esrikliğine dolanır gelir
bu kentli akşamlar sanıktır, kanatır yokluğunu
sesin sessizliğimde çoğalır gelir

dallar ıslaktır ay ışığında

gitmen bildiği gibi konuşuyordu
bensiz…
belki bir kış güneşiydin kim bilir
belki kimselerin uğramadığı bir güz çınarı
kalakaldın tenhalığa
gölgesiz…

ve şarkın kanayan bir gül gibi iner
savrulan sokaklarına ömrümün..

Yılmaz Odabaşı